TarihiYargılıyorum-Gündüz-Vassaf       Yazarın 2006 yılında bir kongrede sunmuş olduğu konuşmalarını derleyip geliştirerek oluşturduğu bu kitap sadece tarihe meraklı olanların değil, baktıklarını bir de başka gözle görmek isteyen herkesin ilgisini çekecek, bir hamlede okunacak kadar akıcı ve keyifli bir eser.

            Yazar Mahatma Gandhi’nin bir sözüyle başlıyor: Tarihin bizi donattığı kıt malzemeyle insanı yargılamayı kesinlikle reddediyorum.

            İlk bölümde kendi tarih yazma deneyiminden yola çıkarak, sahip olduğumuz tarihin güvenilmezliğini kanıtlarıyla sunuyor. Geçmişte çeşitli nedenlerle tarihini sıfırlamak zorunda kalmış ülkelerden, ya da baskı yoluyla yok edilmiş tarihlerden. Geçmişe yönelik bilgilerimizin egemenlerin bilmemizi istedikleriyle sınırlı olduğunu anlatıyor. Örneğin Roma İmparatorluğu’nun kendilerinden önce aynı topraklarda egemen olan Etrüsk’leri silmeleri gibi. Müşterisini memnun etmek için onun istediği tarzda diken terzilere benzetiyor tarihçileri. Yanlı yazılmış tarihin suçlarını sıralıyor. Bunlardan biri ve belki de en sakıncalısı Öteki’ni kötü göstermek.

          Yanlı tarihin bir başka görevi de Öteki’nin oluşturulmasıdır. Yüzyıllarca bunun için din araç olarak kullanılmış, çağımızda gücünü yitirmesiyle yerini ulus devlet kavramı almıştır. Ve elbette kendi evladını yok eden ulusların bunu kayıtlardan yok etme çabalarını. Çin’de 70 milyon vatandaşının ölümüne sebebiyet veren Mao rejimi. Bizden de 12 Eylül döneminin dehşet rakamlarıyla söz eder.

        Eric Hobsbawm’dan yaptığı alıntı da ilginç. “Haşhaş tohumu nasıl afyon müptelasının hammaddesiyse, milliyetçi, köktenci ideolojilerin oluşmasında tarih aynı işlevi görür. İstediklerini tarih kaynaklarında bulmazlarsa uydururlar”.

             Daha sonra geleceğe nasıl bir tarih bırakacağımız konusunu ele alarak bu konudaki kaygılarını dile getirir. Günümüzde bilginin sanal ortamlarda değiştirilerek çarpıtılmasının kolaylaşması ve yok olma kolaylığı bu konudaki endişelerinin başlıcalarıdır. Bir başka endişe konusu da bilginin giderek tekelleşmesi, kontrol altında tutulmasıdır. Örnekse ABD’de yürürlüğe giren Patriot yasası gereği kütüphaneler ve kitapçılar kimin hangi kitabı aldığını hükümetin talebi üzerine, ilgili kişiye haber vermeksizin bildirmek zorundadır. Google, Yahoo, Microsoft’un bütün Dünya’da kullanılan başvuru kaynakları oluşu da tekelleşmenin güzel bir örneği olarak sunulur.

            İkinci ve TARİHİ YARGILIYORUM isimli bölümde tarihin bir savaşlar tarihi olduğundan, savaşı ve savaşçı kahramanları kutsayan, özendiren yanından söz eder. Bu yapıyı şimdilerde değiştiremezsek geleceğimizin de bir savaşlar tarihi olacağının ip uçlarını vermektedir.

           Tarihte insanın rolünün çok abartıldığını, çevre ve iklim koşullarının öneminin yadsındığını anlatır. Çevreci arkadaşların özellikle ilgisini çekecek bu bölümler bence bütün insanların altını çizerek okuması gereken bilgilerle dolu.

           Avrupa el atana kadar yüzyıllarca Ortadoğu halklarının barış içinde yaşadıkları gerçeğinin üstü karalanarak bu bölge insanını kavgacı ve ilkel olarak tanımlamak, geçmişte en kıyıcı savaşlara sahne olmuş ve Dünya’nın her yerinde büyük katliamlar yapmış Avrupa’nın ayıbıdır yazara göre. Doğulu birçok aydının farkında olmadan desteklediği Doğu – Batı ayrımını da suni ve mesnetsiz bulur.

           Savaşların savaşarak değil barışla biteceği bilincinin özellikle gizlendiğini ancak rahatına düşkün yeni kuşakları birbirini öldürmeye göndermenin zorluğunu da anlatır. Bu yüzden insansız silahlar geliştirmek ve hayvanları bu amaçla kullanmak için çalışmalar yapılmaktadır. Son yıllarda yükselen değer “bireyleşme”nin sakıncalarına da değinir.

           Toplu megalomanlığımızı kırmak için de Dünya’nın bir gezegen olarak evrendeki yerinden ve üstünde tepişip durduğumuz, kendi ellerimizle yok ettiğimiz Dünya’nın yok olma risklerinden bahseden son bölüm her şeye rağmen umut aşılayan cümlelerle sona erer. Tür olarak insan daha emekleme çağında yaşamaktadır ve önü açıktır.

İlgimi çeken bölümlere kısaca değinerek hazırladığım bu özetin özellikle ezber bozmayı sevenleri kitabın tamamını okumaya yöneltmesini diliyorum. Her gün baktığı dev aynalarından bıkıp kendini farklı bir aynada görmek isteyenler için eğlenceli, çok boyutlu bir ayna bu küçük kitap…

           Yazarın diğer kitapları da aynı ölçüde ilginçtir. Özellikle Cehenneme Övgü’yü öneririm.

Yazan: Zerrin Soysal

 

(“Tarihi Yargılıyorum” – Gündüz Vassaf; İletişim Yayınları, 2007, 1. baskı)

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestEmail this to someonePrint this page