Kadınsız Erkekler - Haruki MurakamiBu kitabı okumadan önce bir Haruki Murakami cahiliydim. Haruki Murakami’nin okunmaya değer birçok kitabı olduğunu biliyorum, ama sanırım Murakami zamanım henüz gelmemişti. Bir yazarı veya kitabı okuyabilmek için her insanın hayatında özel bir an geldiğine inananlardanım ve “daha evvel kendimi hazır hissetmedim” dersem, çok da yanlış olmaz.

Bilindiği gibi Haruki Murakami Japonya’nın en önemli ve popüler çağdaş yazarlarından. 1979 yılından bu yana çok sayıda ödül alan bir yazar olmasına karşın, 1987 senesinde yayımlanan “İmkânsızın Şarkısı” kitabının Türkçe ilk baskısının 2004’de gerçekleştiğini okuduğumda bir hayli şaşırdım. Dünyaca ün almış bir yazarın kitabı neden ülkemizde bu kadar geç yayımlanmış, hiçbir fikrim yok.

Murakami ile ilgili yaptığım küçük çaplı araştırmada okuduğum eleştirilerden kanımca en yerinde olanı şöyle diyordu: “Bir ortaokul öğrencisinin okuyabileceği basitlikte bir dil kullanan, ancak satır aralarında insanı vuran ‘ağır’ mesajlar veren bir yazar. Öykü ve romanlarında, karakterlerin psikolojik olarak portresini başarıyla çiziyor ve okuyucunun karakterlerle rahatlıkla empati kurmasını sağlıyor. Ancak Murakami’yi okurken nedense Japon bir yazarı okuyormuş hissini duymuyor insan. Kitaplarındaki karakterler, Japon isimlerine sahip olmasalar ve mekânlar da Japon şehirleri olmasa, insan rahatlıkla bir Amerikan yazarı okuduğunu sanabilir. Eserlerinde ne yazık ki Japon kültüründen pek iz yok. Ya Japonlar son 20 yılda iyice küreselleşti ve batının bireysel kültürüne kendini kaptırdı ya da Murakami Japon kültürünü yazarlığa başlayınca rafa kaldırmış.”

Aslına bakılırsa, benim de okurken hissettiklerimi ifade eden bir yorum bu. Yazar, belki de 1986-1995 yılları arasında ülkesinden uzakta, Avrupa ve Amerika Birleşik Devletlerinde yaşadığı için tamamen bu kültürlerin etkisi altında kalmış olabilir.

Gelelim Ocak 2016’da Ali Volkan Erdemir’in çevirisiyle birinci baskısının Doğan Egmont Yayıncılık tarafından yayımlanan “Kadınsız Erkekler” kitabına…

217 sayfalık kitapta toplam 7 “kadınsız erkek” öyküsü yer alıyor. Yukarıda da belirtildiği gibi, isimler ve mekânlar Japonca olmasa, herhangi bir batı ülkesinde gözlemleyebileceğiniz türden hayatlar anlatılıyor kitapta. Hepsinin bir ortak noktası var, o da erkek kahramanların tümünün birer “kadınsız erkek” olmaları. Eserde kadın kahramanlar da var elbette. Karakterlerin tamamı farklı sosyo-kültürel altyapılardan geliyor: tiyatro sanatçısı, üniversite öğrencisi, estetik cerrah, evinden çıkmayan ve fobileri olan bir erkek, eşi tarafından aldatıldığı için hayatını altüst eden bir bar sahibi, insanlık hakkında bir bilgisi olmamasına rağmen insan vücuduna doğan bir âşık ve son olarak da eski sevgilisinin ölüm haberini alan bir erkek. Her birinin psikolojisini anlatan öyküleri okurken hiç zorlanmıyorsunuz, ama bir kadın olarak yer yer bazı davranışları fazlasıyla melodramatik bulduğumu ifade edebilirim. Öykülerin çoğunda, bir erkek için bir kadını yitirmek, tüm kadınları yitirmek anlamına geliyor. Abartılı bulduğum yan bu.

Yazar son öyküsünde kitabını sanki özetlemiş: “Kadınsız erkeklerden biri olmak çok kolaydır; önce bir kadına tüm kalbinizle âşık olun, sonra o bir yerlere gitsin, hepsi bu. … Hangi durum olursa olsun, sen bir şekilde kadınsız erkeklerden biri olursun. Göz açıp kapayıncaya dek. Bir kez kadınsız erkeklerden biri olunca, o yalnızlığın rengi tüm tenine derinden işler. Açık renk kilimin üzerine dökülen kırmızı şarap lekesi gibi. Sen ne kadar donanımlı, ev işlerine bilgisine sahip olursan ol, o lekeyi çıkarmak çok zahmetli bir iştir. Kilimin rengi zamanla biraz atsa da leke, muhtemelen sen son nefesini verinceye değin orada olduğu gibi duracaktır. O bir leke olarak özellik kazanacak, bazen bir leke olarak toplumsal ifade hakkına bile sahip olacaktır. Sen tenine işleyen rengin hafiften solmasıyla birlikte onun belirsiz sınırlarıyla yaşamaya devam edersin.”

Her bir cümlesinde bir şiir saklanmışçasına okunan bu kitap klasik bir Murakami eseri mi, kıyaslayabilmem için diğerlerini de okumam gerekiyor… Diğer Murakami kitaplarını okumamış olsam da, “Kadınsız Erkekler”i kesinlikle tavsiye ederim. Son senelerde dünya çapında yaşanan kadın zulümlerini göz önünde bulundurursak, kadınsız bir erkeğin hayatının ne kadar mutsuz olacağını okumak belki kıymet bilmeyenleri bilinçlendirebilir. En iyimser halimizle öyle umalım…

Kitapla ilgili aşağıdaki yoruma da bakabilirsiniz:

http://kitap.radikal.com.tr/makale/haber/murakaminin-issiz-adamlari-432097

Yazan: Ece SONER

“Kadınsız Erkekler” (Onna Noinai Otokotachi)  – Haruki Murakami; Doğan Egmont Yayıncılık, Ocak 2016,1. Baskı

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestEmail this to someonePrint this page