Gece - Bilge Karasu1991 Yılında Pegasus Ödülünü (Mobil şirketi tarafından kitapları İngilizceye nadiren çvrilen 3. dünya ülke yazarlarına 10 yılda bir verilen bir ödül) alan Gece, Bilge Karasu’nun 1970 sonrasının buhranlı döneminde yazıp 1985 yılının darbe sonrası nispeten sakinleşmiş ortamında yayınladığı bir romandır. Bolca simge içeren bu çok katmanlı eser tam da yazıldığı dönemin ortamına uygun düşecek bir yapıda kurulmuştur.

Bütün yapıtlarında olduğu gibi bu romanında da Türkçeyi en iyi biçimde kullanmaya özen gösteren yazar söbe, kayran gibi Öztürkçe sözcüklere de bolca yer verir. Dilinin bir başka özelliği de “ve” bağlacına hiç yer vermemesidir.

Yapısı itibariyle roman okurun alışageldiği olay örgüsünü, anlatıcı ve karakterleri içermez. Bilge Karasu hiçbir eserinde çizgisel zaman kullanmamış, şimdiki zamanla geçmişin iç içe geçip sarmal düzende yer aldığı metinler oluşturmuştur. Buradaysa ilk bölümde ve aradaki bazı bölümlerde kutsal kitaplara özgü kehanet dilini kullandığı yerlerde gelecek zaman da devreye girer.

Post modern bir yapıya sahip olan romanda üst kurmaca kullanılmıştır fakat yazar bununla da yetinmeyip kurmacayla üstkurmacayı birbirine karıştırmıştır. Birden fazla anlatıcının yer aldığı romanın özellikle de son bölümlerinde anlatıcının kimliği iyice belirsizleşir.

Okurundan ciddi emek bekleyen bir yazardır Bilge Karasu. Öbür kitaplarında olduğu gibi bu romanında da örtük ifadeler ve simgeler kullanır (Gecenin işçileri, dört köşe ekmek yememek, düzeltmen vs.). Mekânlara verdiği isimler Kafka’yı çağrıştırır. Ulusal Kitaplık, Bilgiler Sarayı vs.

Bence romanın en etkileyici cümlesi son, bitiş cümlesidir. Bunları yazmakla çıldırmaktan kurtulunur mu, diye soran yazar bir bakıma Oğuz Atay’ın ben buradayım ey okur, sen neredesin sorusunu çağrıştıran bir çığlık atmaktadır.

Yazan: Zerrin Soysal

(“Gece” – Bilge Karasu; Metis, 2004, 5. Baskı)