Canan Sılay’ın dilimize kazandırdığı roman William Shakespeare’in dörtyüzüncü ölüm yıldönümü dolayısıyla başlatılan bir seri için yazılmış. Seri, yazarın ünlü eserlerinin çağdaş yazarlar tarafından yeniden yorumlanması amacını güdüyor ve M. Atwood’ da romanında Fırtına isimli oyunu yorumluyor.

Kısaca tanımlarsak Fırtına, bir ayak oyunuyla tacı elinden alınan Milano Dükü Prospero’nun talihin de yardımıyla intikam alışının hikayesi… Ancak  bütün Shakespeare  oyunlarında olduğu gibi insanın iyi ve kötü yanlarıyla hesaplaşmasını, kendini sorgulamasını da içeren yan olaylarla dolu. İyi nedir, kötü nedir? Saf iyilik ya da saf kötülük mümkün müdür? İyilik her zaman güzel sonuçlar doğurur mu, gibi sorular sordurmasının yanısıra köle efendi ilişkisini de irdeleyiyor. Asıl hikayenin yanısıra akıp giden  karakterler arası  ilişkiler o kadar çarpıcı ki  Nurullah Ataç’ın bir deneme kitabına Prospero ile Caliban  adını vermesine neden olmuş. Oyunun kahramanları ve eylemleri üzerinden farklı okumalar yapmak, değişik açılardan inceleyerek insan doğası üzerine teoriler üretmek- tüm başarılı edebiyat eserlerinde olduğu gibi-  mümkün.

Tıpkı Milano   Dükü  gibi hiç beklemediği anda hayatını adadığı işinden edilen Tiyatro Yönetmeni Felix, ağır bir bunalımın ardından kendini yakınlardaki bir hapishanenin mahkumları arasında bulur. Edebiyat yoluyla okuryazarlık kazandırma programı çerçevesinde  mahkumlara eğitmenlik yapmaktır görevi. Bomboş geçen günlerin ardından gelen bu fırsata dört elle sarılan Felix bu iş sayesinde ayağını kaydıran yardımcısından ve sessizce yok olup gidişini seyredenlerden intikamını almayı da becerecektir.

Kurgu bir zamanların, sonunda iyilerin kazandığı kötülerin belasını bulduğu, seyirci ya da okuyucuların da ilahi adaletin varlığına bir kez daha inanarak teselli bulduğu  naif eserlerini anımsatsa da çok başarılı. Özellikle Felix’in yıllar önce, üç yaşındayken yitirdiği kızının anısıyla ilişkisi romana ayrı bir tat ve derinlik kazandırıyor.

Margaret Atwood’un akıcı ve hınzır kalemiyle yeniden ve günümüz koşullarında   canlanan intikam öyküsünü felsefi derinliklere dalmadan,  eğlenceli bir polisiye gibi okumak da mümkün. Hangi boyutuyla ele alınırsa alınsın  iyi bir kitap okumanın hazzı garanti. Özellikle benim gibi intikam öykülerine bayılanlara siddetle öneririm.

zerrin soysal

ekim 2017