yedi-asilmislarin-hikayesi-leonid-andreyevLeonid Andreyev, yeni keşfettiğim bir yazar. Önce “Kurban” adlı öykü derlemesini okudum. Bu sitede özet ve değerlendirmesini bulabilirsiniz. Şimdi ise “Yedi Asılmışların Hikâyesi”ni bitirdim. Bu eseri de tıpkı “Kurban” gibi, çok sevdim.

“Yedi Asılmışların Hikâyesi”, tarihi çerçevesine oturtulduktan sonra daha iyi anlaşılacak bir eser. Leonid Andreyev, XX. yüzyılın başlarında yaşamış Rus bir yazar. Tıpkı kuşağının diğer edebiyatçıları gibi, Gorki’den esaslı şekilde etkilenmiş.

1907-1914 arası bastırılan devrim teşebbüsünden sonra Rusya’da idamlar salgın halini almış. O döneme kadar kürek cezası, hapis ve sürgün cezaları verilirken, zulmü ile ün salmış derebeyi Stolıpin’den sonra devrimcilerin âkibeti idam cezası olmuş. Ülkede Çar Mahkemeleri tarafından korkunç bir kıyım başlatılmış. O zamanın Rusyasının hümanistleri, hukukçuları, profesörleri ve aydınları, bu zulme karşı cetin bir savaş açmışlar. Hareketin başında Gorki ve Tolstoy varmış, Andreyev de eylemciler arasındaymış.

Andreyev, “Yedi Asılmışların Hikâyesi”ni, zalim Stolıpin’in uygulamalarına bir karşı duruş olarak yazmış. Andreyev, 1917 Bolşevik devrimini göremeden 1916 yılında genç yaşta hayata veda etmiş. Vakitsizce ölen Andreyev ardında çok fazla eser bırakamamış ancak buna rağmen, XX. Yüzyılda dünya edebiyat tarihinde izleklerini bırakmış önemli bir yazar. Bu eser hemen hemen tüm dillere çevrilmiş. Türkiye’de ilk kez 1972 yılında, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam hükmüne tepki ve idamın kaldırılması yönünde mücadele için basılmış.

Andreyev’in gerçek bir olaydan esinlendiği iddia ediliyor. Roman, bir Bakan’a suikast hazırlığındayken yakalanan 5 tedhişçiyi (teröristi) konu alıyor. 3 erkek ve 2 kadından oluşan tedhişçiler, siyasî davalarını duyurmak için ses getirecek bir eylem hazırlığındayken, üzerlerinde el bombaları, saatli bomba ve tabancalarla, güvenlik güçleri tarafından ele geçirilir. Tutuklananların en yaşlısı 28, en genci ise 19’dur. Kiminin aileleri asker kökenli, kiminin varlıklı ve nüfuzludur. Romanda Verner adıyla anılan devrimcilerin ele başı, gerçek hayatta tanınmış bir astronom, fizikçi ve matematikçidir. Gizli ve alelacele yapılan yargılama sonucunda tedhişçiler idam cezasına mâhkum edilir.

Tanya Kovalçuk’un akrabası, yakını yoktu. Çok uzak olan akrabaları, Ukrayna’nın ücra bir köşesinde oturuyorlardı. Ve herhalde ne mahkemeden, ne de idamlardan haberi vardı onların. Musya ile Verner –yani kim olduklarını açıklamadıkları için- akrabaları söz konusu olamazdı. Ve böylece yalnız iki mahkûm, Sergey Golovin ile Vasiliy Kaşirin, akrabalarıyla görüştürülecekti.” (s.55)

Leonid Andreyev bu gençlerin bir yandan ruh hallerini, davalarına olan bağlılık ve inançlarını, diğer yandan aileleri ile olan ilişkilerini ve ölüm karşısındaki duygu bocalamalarını ustaca ele alıyor. Cesaretleri ve inançları ile ön plana çıkan gençlerin, daraağacına gönderileceklerine dair hükmü veren Mahkeme salonundan idam edilmelerine kadar geçen sürede iç dünyalarını, hayat karşısındaki duruşlarını, ölümü karşılayışlarını mercek altında tutuyor Andreyev. Mahkûmların bazıları dava uğruna ölmenin onurunu vakur bir soğukkanlılıkla karşılarken, diğerleri öfke ve korku hallerine yenik düşüyorlar. Okur, mahkûmların daraağacına giden son birkaç gününde onlarla birlikte aynı hücrenin havasını soluyor ve kahramanlarla duygudaş oluyor.

Ağır ağır delilik çöküyordu üstüne, bilinci sönüyor, dağıtılan meydan ateşi gibi soğuyordu: Henüz ölmüş ve yalnız yüreği daha sıcaklığı saklayan, ayakları, elleri donmaya başlayan bir insanın cesedi gibiydi. Bir kez daha, son kanlı bir parıltıyla coşup sönmek üzere olan düşünce, Vaska Kaşirin’e delirmek üzere olduğunu söyledi ve Vasily Kaşirin’in tarifsiz, vahşice bir ıstırap ve acıyı çekebileceğini, hiçbir canlı yaratığın henüz katlanmadığı bir acıya katlanmak zorunda olacağını, başıyla duvarları delmek isteyeceğini, parmaklarıyla kendi gözlerini oyacağını, bağırıp çağıracağını, ama bağırsa da, çağırsa da, gözyaşlarını döke döke, artık buna katlanamayacağını anlatsa da, sonunda hiçbir şey elde edemeyeceğini anladı.” (s.97)

Bu beyefendiler ne sanıyorlar? Ölümden daha korkulu bir şey yokmuş dünyada onlar için. Kendileri ölümü icat ettiler, kendileri de ondan ürküyorlar, bizi de korkutmak istiyorlar. Bana kalsa ne yapardım biliyor musun? Tek başıma bir alay askerin önüne çıkıp onlara Brovningden ateş açardım. Olsun, ben kimseyi vurmayayım, bu da önemli değil. Önemli olan, onların kalabalık olmasıdır. Ben ise tekim. Ve binlerce kişi, onu öldürmek için bir tek kişinin peşine düşerse, demek ki bu tek kişi, yeniyor davada. İnan dostum, bu böyledir.” (s.77)

Bu 5 gence, çok farklı sosyo-kültürel kesimlerden gelen Çingene Mişka ve ırgat olarak çalışan İvan Yanson eklenir. Çingene Mişka âdi bir hırsız ve katildir, İvan Yanson ise emrinde çalıştığı çiftlik sahibini öldüren, karısına tecavüz etmeye kalkışan, düşük zekâlı ve konuşması kıt bir göçmendir. Onlar da idama mahkûm olmuşlardır. Mişka ve Yanson, donanımlı gençlerin tezatını oluşturmaktadır. Andreyev bu 2 kişinin de idamı beklerken duruş ve düşüncelerini okurla paylaşıyor. Mahkûmların orada bulunma sebepleri ne olursa olsun, her biri ölüm karşısında eşittir. Çünkü ölüm sözkonusu olduğunda “sözler yere atılmış fındık fıstık gibi çıtırdıyordu” (s 64).

Konu itibarıyla biraz kasvetli olarak görülebilecek “Yedi Asılmışların Hikâyesi”, benim için bir okuma şöleni oldu. Gerçekten de, Andreyev’in yalın, dolambaçsız ve detaylı anlatımı hiç bitmesin istedim. İnsanlık hallerini o kadar güzel kurgulamış ki, o kadar ustaca anlatmış ki, hikâyenin samimiyeti okuru ilk satırlardan itibaren etkiliyor.

“Yedi Asılmışların Hikâyesini”, Türkiye’de âdil yargılanmayı bekleyen onca insan hapisteyken okudum. Bunların arasında tanıdıklar, fikirdaş olduklarım var. Hücrelerinde yaşadıkları ruh hallerini düşünmeden edemedim romanı okurken.

Helikopter Yayınları’ndan çıkan “Kurban” gibi, Yar Yayınları’ndan çıkan “Yedi Asılmışların Hikâyesi” de imlâ hatalarıyla dolu. Zaman zaman tercümede anlam bozuklukları bile var. Gerçekten, bu yayınevlerinin editörleri nerede? Neden son okumalar bu kadar özensiz bir şekilde yapılıyor?

Kişisel olarak, facia yazım hataları bile beni romandan soğutamadı. Severek okudum ve herkese tavsiye ediyorum.

Kitapla ilgili başka yorumlar okumak isterseniz:

http://www.benyazarsamolur.com/yedi-asilmislarin-hikayesi-leonid-andreyev/

“Yedi Asılmışların Hikâyesi”, Leonid Andreyev (Yar Yayınları, 3. Baskı, Mayıs 2006)

19 Ekim 2016

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestEmail this to someonePrint this page