Yaşlı Adam ve Deniz - Ernest HemingwayBu aralar beyazperdeye uyarlanan eserleri okuyorum. Öyle denk geldi. Bundan önce Kazuo Ishiguro’nun “Günden Kalanlar” romanını okumuştum. Sonradan hatırladım, 90’ların başında filmini de izlemişim meğer. Ernest Hemingway’in “Yaşlı Adam ve Deniz” romanını okumamış, fakat muhteşem oyunculuğu ile başrolde Spencer Tracy’nin oynadığı filmi küçükken izlemiştim.

Romanı mı yoksa beyazperdeye uyarlanmış halini mi daha çok beğendim, karar veremiyorum.

Ernest Hemingway’ın Nobel ödüllü romanı “Yaşlı Adam ve Deniz”’ine burada methiyeler düzmek gibi bir yanılgıya kapılmayacağım. Benden önce birçok akademisyen layığıyla bu işi yapmıştır.

Kitaba amatör yazarlık penceresinden bakacağım. Yazın dünyasında bir şeyler karalamaya çalışan herkesin tekrar tekrar okuması gerektiğini düşündüğüm bir kitap. Neden mi? Öncelikle, büyük bir yalınlıkla anlatılan bir hikâyenin de büyük bir eser olabileceğini gösteren çok güzel örneklerden biri. Cümleler kısa, süslemelerden uzak, hikâye vurucu… Sonra, bu yalınlığın içine en derin sembolizmleri katabilmek, bir romanı büyük bir eser yapan öğelerden biri yapabiliyormuş. Yaşlı adamın deniz, ve yakalamaya çalıştığı balıkla mücadelesi, elbette bir hayata tutunma savaşını aktarıyor. Bu mücadelede inançlı olmak ile olmamak arasında gidip gelen kahraman, aslında hepimizin temsili bir sözcüsü. Kazanmasını istiyoruz okurken, ve başkahraman romanın sonunda -her şeye rağmen- “Yenilmedim aslında, belki biraz fazla açıldım, o kadar…” dediğinde, rahatlıyoruz. Beklediğimiz son değil, ama yine de tevekküllü bir son. Okur tatmin oluyor.

Son olarak, en çok ilgimi çeken tekniklerden biri, Hemingway’in bir başka dehasında yatıyor. Romanın neredeyse sonuna kadar, yakalamaya çalıştığı balığı görmüyoruz, zira oltaya takılmış halde, suyun altında o da kendi yaşam mücadelesini vermekte. Ancak Hemingway balığı o denli güzel betimlemiş ki, su yüzüne hiç çıkmayan bir canlıyı aslında çok iyi tanıyor izlenimini ediniyoruz. Balık, gücünden tutun, cinsiyetine ve muhtemel karakterine kadar, neredeyse hikâyenin tek kahramanı yaşlı adam kadar canlanıyor. Bir kahraman “yokken” de, aslında tüm ağırlığı ile “var” olabildiğini gösteren usta örneklerden biri.

Tekrar, tekrar, ve tekrar okunası bir eser…

“Yaşlı Adam ve Deniz”’in daha ayrıntılı bir yorumlaması için:

http://www.edebiyadvesanatakademisi.com/yazi/330-yasli_adam_ve_deniz_%C3%B6zeti_ernest_hemingway.html

“Yaşlı Adam ve Deniz” – Ernest Hemingway (Bilgi Yayınevi, 73. Basım, Nisan 2015).

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestEmail this to someonePrint this page