Uyku - Haruki MurakamiUyku, Haruki Murakami’nin 1990’da yazdığı bir novella, yani uzun öykü. Türkçe’ye yeni çevrildi. Kitap, Doğan Yayınları’ndan Ağustos 2015’te çıktı.

Bir kâbustan sonra uyanan kadın kahramanımız bir daha uyuyamaz. Bu uykusuzluk hali sadece bir gece mahsus değil, günler, hatta haftalar sürer. Hikâyenin başlangıcında kahramanın hayatından şikâyet edeceği herhangi bir şeyi yokmuş izlenimi verilir. Kadının sadık, nazik ve çalışkan bir kocası, küçük yaşta sorunsuz bir oğlu vardır. Kendisi ev hanımıdır ve günleri, ev işleri-alışveriş-spor üçgeninde kusursuz bir şekilde geçer. Kahramanın uyuyamaması için herhangi bir sıkıntı yoktur…sanki. Oysa, uykusuz geçen gecelerinde, kadın kahraman geçmişteki alışkanlıklarının ve tutkularının hepsini bir kenara bırakıp, herhangi özelliği olmaya bir hayata sürüklendiğini yavaş yavaş idrak eder. Ev halkı uyurken, yeniden, çok sevdiği okuma alışkanlığına döner. Eline aldığı ilk kitabın “Anna Karenina” olması bir tesadüf değildir elbette. Murakami burada etkileyici bir simge kullanmıştır. Kahraman, uykusuz geçen süre boyunca kafkaesk bir değişim yaşayacaktır, ve bir nevi, tükenmiş olan ruhunu canladıracaktır. Hiçbir gücün uyandıramayacağı kocasından ve oğlundan ayrı, kendisine geceler boyunca bir “gerçeklik” oluşturur. Gündüzleri sürdüğü tekdüze hayatın artık gerçeklikle bağlantısı kalmadığına inanır. “Bilincinin genişlediği” bu uykusuz anlardan sonra, kadın kahraman artık eskisinden çok farklı olacaktır: kahraman, varoluşunu yeniden tanımlamıştır.

Ufak bir eleştiri:

Murakami “Uyku”’da da –diğer romanlarındaki gibi- yan öyküler yaratmış. Ve tıpkı diğer eserlerinde olduğu gibi, bu yan öyküleri esas hikâyeye bağlamamış. Murakami severler bunun bir Murakami klasiği olduğunu aslında bilirler. “Uyku”’da, uykusuzluğunun başlangıcında kadın kahraman hayâl ile gerçek arasında siyah giysili bir dede görür. Zaten dedenin ayağına su dökmesinden sonra uykusuzluk hali başlar. Hikâyenin kalan kısmında dededen bir daha bahsedilmez. Böyle bir dede sembolizmine gerek var mıydı, çok emin değilim. Ayrıca, madem olayın başlangıcı bir durugörüye bağlandı, o halde neden bir daha dededen bahsedilmedi, bir şekilde hikâyede okuru tatmin edici bir açıklama yapılmadı, bilmiyorum. Hikâyede silah gösterildiyse, o silah illa ki ateş almalıdır. Yazarlık kuralı 1… Murakami’nin çoğu zaman hikâyeye herhangi bir katkısı olmayan yan öykülerle esas öyküyü donatması, haklı olarak eleştirilecek bir nokta olsa da, yine de “Uyku”, keyifle okunacak bir novella.

Sert ciltli kitapta Kat Menschik’in ilginç illüstrasyonları bulunuyor. Son derece kaliteli baskıdan dolayı olsa gerek, kitabın fiyatı 35 TL. 90 sayfalık bir kitap için kabul edilemez.

Bence…

Kitapla ilgili aşağıdaki yorumlara da bakabilirsiniz:

http://qoshe.com/t24/esra-yalazan/murakaminin-uyuyamayan-kadini-ve-edebi-hafiza/352225

http://kitap.radikal.com.tr/makale/haber/vucudum-tukeniyorsa-bile-ruhum-bana-ait-424595

 (“Uyku” – Haruki Murakami, Doğan Yayınları, 1. Baskı, Ağustos 2015)