Sonun Geldi Sevgilim - Tuna KiremitçiTam olarak nasıl değerlendirmem gerektiğini bilemediğim bir roman, Tuna Kiremitçi’nin “Sonun Geldi Sevgilim” adlı, Haziran 2014’te April Yayıncılık’tan çıkan romanı. Ortalama, hatta vasat bir not vermek istiyorum ama Tuna Kiremitçi gibi sağlam bir edebiyat donanımına sahip, “Varlık Dergisi jenerasyonuna” ait bir yazara haksızlık da etmek istemiyorum. Sanırım doğru değerlendirme, bu romanı nasıl sınıflandırdığınıza bağlı.

“Sonun Geldi Sevgilim”’de, yazarın bir edebi eser yaratma iddiası var mıydı? Zannetmiyorum. “Sonun Geldi Sevgilim”’i, kolay okunan-eğlenceli-tatil romanı kategorisinde değerlendirirseniz, o zaman romana geçer not vermemek için bir neden göremiyorum. “Light”, yormayan, yer yer eğlenceli, kolay okunan bir roman …

Devrim, hava durumu sunucusu Rosa’dan ayrılmıştır. Rosa’nın aldatıldığını ekranlarda söylemesi ile, Devrim’in hayatı altüst olur. Eski sevgilisinin gözü yaşlı görüntüleri reytingleri patlatmış ve magazin habercilerinin, Devrim’in peşine düşmesine neden olmuştur. Toplumun paparazziler tarafından şişirilmiş ahlak anlayışını örseleyen Devrim’i tüm ülke linç etmek istiyordur. Ayrılık bunalımının üzerine, haksız yere suçlanmanın ağırlığı ve medyanın tacizleri eklenince, Devrim çareyi intiharda bulur. Başarısız intihar girişiminden sonra gittiği bir çay bahçesinde, işletmenin sahibi Gülbahar, çalışanları Meto, Nedret ve Ruşen’le tanışır. Çay bahçesinin arkasında sahipsiz ve sakat hayvanları bir barınakta tedavi eden Gülbahar’a aşık olur. Sonrası, bir yeniden doğuş, dostluk, ve mafia (!) hikayesi.

Devamını anlatmıyorum. Roman aslında bu noktadan sonra başlıyor.

Tuna Kiremitçi, öyle anlaşılıyor ki, kişisel hayatından bolca malzeme koymuş bu romana: medyanın linç ettiği evli adam, aldatılmış kadın, parçalanmış aileler. Aldatma ile suçlanan ve flaşlar önünde çırılçıplak bırakılan kocanın hikayesindeki insani boyutu vurguluyor Kiremitçi.  Evet, Tuna Kiremitçi kendi yaşadıklarından parçalar serpiştirmiş romana, ve bunu da son derece mizahi bir dilde yapmış. Kendisiyle/Devrim’le alay edercesine… “Para ve iktidar uğruna çırpınmaktan topluca kafayı yemiş haldeyiz. Elimizde kalan tek çıkış yolu mizah” diyor bir röportajında.

Her roman ve her öykü kuşkusuz biraz otobiyografiktir ancak romanda Tuna Kiremitçi okura birçok defa göz kırpıyor. Örneğin kendi okumuş olduğu Galatasaray Lisesi’ne atıfta bulunurken, derin müzik bilgisini paylaşırken (bilmeyenler için, Atlas rock grubunun şahane solistidir kendisi), ve hatta İclal Aydın’dan bahsederken! Bir şeyleri, iyice sindirdikten sonra, gülümseyerek sanki kendini temize çekmiş Tuna Kiremitçi. Okuru, bu temize çekmeye tanık olmaya davet ediyor.

İçine bir tutam polisiye, bir kaşık ironik romantizm ve bolcana çarpık aile ilişkilerinin serpiştirildiği romanı hafta sonu keyifle bitirebilirsiniz. Okudum, keyif aldım, ama açıkçası edebiyat tutkunları için haz vermekten oldukça uzak bir eser.

Haaa unutmadan… Romanın çok dandik bir kapağı, içeriği ile alakasız bir başlığı ve evlere şenlik bir basın tanıtımı var. Misal: “Su gibi aktığına bakmayın, ateş gibi yakan bir roman” veya “Başkalarının hayatını gerçekten merak ediyorsanız bu roman tam size göre”. Iı-ıhh! Hiç olmamış. Beğenmediğimi de yazara bizzat yazılı olarak  bildirdim.

Henüz yanıt alamadım.

Tuna Kiremitçi’nin Radikal Kitap için Siber Oral ile yaptığı söyleşiye bir göz atın:

http://kitap.radikal.com.tr/makale/haber/delidolu-bir-roman-398957

 Roman hakkında daha fazla bilgi için:

http://evrendebiryer.blogspot.com.tr/2014/09/edebiyatn-islevi-sorular.html

 “Sonun Geldi Sevgilim” – Tuna Kiremitçi (April Yayınları, 1. Baskı, Haziran 2014)

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestEmail this to someonePrint this page