Pedro Paramo - Juan Rulfo

Birkaç senedir Latin Amerika edebiyatını tanımaya çalışıyorum. Kütüphanemde Meksika’dan yazar yoktu…taa ki bir arkadaşım Juan Rulfo’yu tavsiye edene kadar.

Juan Rulfo edebiyat konusunda fazla üretken bir yazar değil. Daha çok senaryo yazarlığı ve fotoğrafçılık yapmış. Ova Alev Alev başlığı ile dilimize kazandırılan öykü seçkisi var. Bir de tek romanı, Pedro Paramo.

Juan Rulfo’nun  İspanyol edebiyatına büyük etkisi olmuş. 1970’de Meksika Ulusal Edebiyat Ödülü’ne layık görülmüş. Birçok eleştirmene göre Pedro Paramo, Marquez’in Yüzyıllık Yalnızlık eserine ilham vermiş. Pedro Paramo, Latin edebiyatının Don Kişot’tan sonra gelen en önemli başyapıtı olarak görülüyor. Edebiyatseverler için işte böyle önemli bir kitap.

Pedro Paramo’ya gelince…

Juan Preciado, ölüm döşeğinde olan annesine bir söz verir: Pedro Paramo, veya başka isimlerle anılan ve şimdiye dek hiç görmediği babasını, Comala’da ziyaret edecektir. “Bizi unutmuş olmasını ona pahalıya ödet, oğlum” der kadın son nefesini verirken. Hikâye bir vasiyet üzerine başlıyor ve kahraman Juan Preciado, babasını tanıma beklentisi ile yola çıkıyor. Ancak annesinin övgüyle bahsettiği köyler, artık tekinsiz ve gizemli yerlere dönüşmüştür.

Merak uyandırıcı bir şekilde başlayan hikâye, hızlıca bir düş-gerçek ekseninde ilerlemeye başlıyor. Juan Preciado’nun uğradığı yerleşim yerleri, birkaç kişi haricinde, sanki terkedilmiştir. Karşılaştığı insanlar, evinde misafir olduğu köylüler, gerçek mi yoksa hayâl ürünü mü anlaşılmıyor. Zaman zaman, ölmüş olan köylüler konuşuyor, diriliyor ve tekrar ölmeye yatıyorlar. Okur, bir süre sonra hangi karakterlerin gerçek, hangilerinin hayalet olduğunun ayırdına varamıyor.

Size öyle geliyor; ama burada hâlâ birileri var. Mesela Filomeno yaşamıyor mu? Dorotea, Melquiades, ihtiyar Prudencio, Sostenes, bunların hiçbiri yaşamıyor mu? Tabii ki yaşıyorlar, ama evlerinden hiç çıkmıyorlar. Gündüzleri ne yaparlar bilmiyorum, ama geceleri evlerine kapanıyorlar. Zira o saatlerde buraları hayaletlerle dolar. Bir görseniz, o ruh kalabalığı sokakları nasıl doldurur. Hava kararır kararmaz ortaya çıkmaya başlarlar ve kimse onları görmekten hoşlanmaz. Onlar o kadar çok ki, biz ise o kadar azız ki, artık günahlarından arınsınlar diye dua etmeye bile çabalamıyoruz.” (s. 56).

Buranın ruhlarla dolu olmasının sebebi işte bu; günah çıkarmadan ölen ve günahlarından arınmaları –özellikle de bizlerin dualarından medet umarak- bir daha asla mümkün olmayacak bir sürü insanın ruhu ortalıkta boş boş dolaşıyor… İşte geliyor. Onu duyuyor musunuz?” (s.57).

Bu kafa karışıklığı, yazarın zaman içinde zaman tekniğini çok sık kullanmasıyla ve karakterlerin bolluğu ile artıyor. İç içe geçen öykülerde bir süre sonra o kimdi, bu kimdi, anlaşılmıyor. İşte tam burada Marquez’in Yüzyıllık Yalnızlık şaheserinin ilk sayfasındaki soy ağacını çok aradım. İsimleri aynı veya benzer karakterlerin kim olduğunu o soy ağacından gerektiğinde takip edebiliyordunuz ve bu basit teknik, hikâye içinde savrulmanızı engelliyordu. Pedro Paramo’da okur biraz allak bullak oluyor.

Pedro Paramo’nun ilginç hikâyesini –bu esas hikâyeye odaklanabildiğiniz zaman- sevdim. Babasının arazilerinin yönetimini devralan bu genç adamın gaddarlığı, kurnazlığı, cesareti, kadınlara olan düşkünlüğü, ortaya güzel bir kurgu çıkarmış. Baba-oğlu ilişkisi, ölüm, doğum, günâh, ahlâkî değerleri yozlaşmış din adamları ve köylüler, darbeler, ayaklanmalar, feodal yapıdan kentleşmeye geçiş, Latin Amerika edebiyatından enfes tatlar veriyor. Ancak yukarıda belirttiğim gibi, yazarın birden çok zaman dilimini aynı anda ele alması, yan ve esas karakterlerin fazlalığı ve “büyülü gerçeklik” tanımlamasına girebilecek hayâl ve gerçek arasında gidip gelmeler, kitabın okumasını zorlaştırıyor. Esas hikâyeye odaklanmak için okurun çok fazla gayret sarf etmesi gerekiyor.

Kitabı ilginç buldum, ama gerçekten yorucu bir okuma oldu. Özellikle Latin edebiyatının mihenk taşlarından birini tanımak için, Yüzyıllık Yalnızlık’ın atası kabul edilen Pedro Paramo okunabilir.

Kitapla ilgili aşağıdaki yorumları okumak, kitabı okumaktan daha keyifliydi. Mutlaka göz atın derim:

http://dipnotkitap.net/OYKU_ve_NOVELLA/Pedro_Paramo.htm

“Pedro Paramo”, Juan Rulfo (Doğan Kitap, 3. Baskı, Temmuz 2015)

10 Ağustos 2016

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestEmail this to someonePrint this page