Nasıl Rahibe Oldum - Cesar AiraArjantinli yazar César Aira’nın Türkçe’ye çevrilen üç romanından ikisini okudum. Çağdaş edebiyatın en üretken yazarlarından biri olarak kabul edilen (100’e yakın kitap yazmış!) Aira ile 2013 yılında “Flores Geceleri”ni okurken tanıştım. Yazarın okuduğum ilk romanıydı ve sürükleyici temposu, kolay okunuşu, polisiye kurgusu hoşuma gitmişti.

“Nasıl Rahibe Oldum” da, aynı şekilde, temposu yüksek ve akıcı bir roman. Ancak, her ne kadar eser César Aira’nın başyapıtlarından biri olarak gösterilse de, ben çok beğendiğimi söyleyemem.

Dikkatleri bir anda çeken muhteşem başlıklı bu kitap, yine çok etkileyici bir paragrafla başlıyor:

Hikâyem, yani “nasıl rahibe olduğumun” hikâyesi, yaşamımın erken bir döneminde başladı; altı yaşımı daha yeni bitirmiştim. Bu başlangıç hafızama öyle bir kazındı ki hâlâ en ince ayrıntısına kadar gözümde canlandırabiliyorum. Öncesine dair hiçbir şey hatırlamıyorum; sonrasındaysa her şey canlı ve uyku anlarını dahi kapsayan tek bir hatıraya dönüşüyor, en sonunda da rahibe giysisini sırtıma geçiriyorum.”

Haliyle okur, münzevi bir hayat seçiminin arkasındaki nedenleri ve olayları keşfetmeyi bekliyor. Ancak ilk paragraftan sonra, kitap boyunca ne “rahibe” sözcüğü geçiyor, ne de bir “rahibeye dönüşüm” hikâyesi ile karşılaşıyoruz. Bu, César Aira’nın aldatmacılarından sadece birisi. Yazarın bir başka aldatmacası ise 6 yaşındaki başkahramanın kimliği ile ilgili. Bu kişi bazı yerlerde “kız”, bazı yerlerde ise “oğlan” olarak belirtiliyor. Önce bir çevirmen hatasıdır diye düşündüm ama bu çifte tanımlama hikâyede birkaç kez tekrarlanınca, yazarın bir oyunu olduğunu anladım. “Nasıl Rahibe Oldum”da yazarın okura bir başka göz kırpması ise, yine başkahramanın ismi ile ilgili. Romanın ortalarında, 6 yaşındaki bu çocuğun isminin César Aira olduğunu öğreniyoruz. Bu sefer, özyaşamöyküzel bir romanla mı karşı karşıyayız sorusu beliriyor.

César Aira’nın yazar oyunlarına tekrardan döneceğim. Önce hikâyeyi kısacık anlatayım:

Arjantin’in alt sınıfına ait bir aileden gelen çocuk kahraman, ilk defa dondurma yiyecektir. Babası onu dondurmacıya götürmüş ve çilekli bir dondurma almıştır. Ne var ki bu dondurma bozuk çıkar. Babası ile dondurmacı arasında çıkan ölümcül kavgada, öfkesine hâkim olmayı beceremeyen baba dondurmacıyı öldürür. Bu olaydan sonra başkahraman için yeni bir hayat başlayacaktır. Bozuk dondurma sebebiyle geçirdiği siyanür zehirlenmesinden mucizevi bir şekilde kurtulur. Ancak bundan sonra annesi ile kendisini zorlu günler beklemektedir. Hapishanede cezasını çeken babanın yokluğunda, başkahraman gerçeklikle ilgili tüm bağlarını yavaş yavaş koparacaktır. Sonsuz bir hayâl gücü ile kendisine âdeta parallel bir benlik kuracak ve günleri, biri gerçek, diğeri kurmaca olan iki hayat arasında sıkışıp kalacaktır. Ve absürt olaylar birbirini izlemeye başlar.

César Aira okuru, başkahramanın hezeyanları, yalanları, gerçeklikle hayâl arasındaki bocalamaları arasında dolaştırıyor. Ayrıca, yukarıda belirttiğim yazar aldatmacılarına başvuruyor. Şüphesiz, başkahramanın gerçeklikten kopuşu ile okurun kafa karışıklığı arasında bir paralellik kurmak istemiş yazar. Değişik bir kurgu düşünmüş. Açıkcası, okuru şaşırtan metinleri hep sevdim ancak okurla dalga geçen, veya okuru aldatan metinlerden hiçbir zaman hoşlanmadım. Zira bu, yazar-metin-okur üçlüsünde mutlaka olması gereken samimiyet ve yandaşlık unsurlarını ortadan kaldırıyor. Okurda aldatılmışlık hissi yaratan metinler başarılı metinler olamıyor bence. Bu açıdan César Aira’nın “Nasıl Rahibe Oldum” kitabını sevemedim.

Kitabın bende bıraktığı tat bu olsa bile, yazarın akıcı diline ve romanın sürükleyici kurgusuna hakkını vermek gerekir. Gerçekten de César Aira, “Flores Geceleri”nde de tespit ettiğim bu özelliklerinden bu kitabında da hiç ödün vermemiş. Üstelik, hikâyenin sürprizli bir sonu var. Son cümleyi bitirdiğinde –ki bu son cümlenin ne olduğunu söylemeyeceğim- okurun ağzı şaşkınlıktan bir karış açık kalıyor. Beklenmedik bir son, lezzetli bir final.

Alışılmışın dışındaki yazı biçimlerini, alegorik metinleri ve kafada yaratılan düşünce girdaplarını sevenlere “Nasıl Rahibe Oldum”u öneririm.

Kitapla ilgili daha fazla bilgi edinmek isterseniz, aşağıdaki linklere bakabilirsiniz:

http://www.edebiyathaber.net/icinde-rahibe-olmayan-bir-rahibe-romani-sule-tuzul/

http://kitap.radikal.com.tr/makale/haber/kurmaca-ve-dondurma-430072

“Nasıl Rahibe Oldum”, César Aira (Can Yayınları, Kasım 2015, 1. Baskı).

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestEmail this to someonePrint this page