Küçük Dertler - Kadire BozkurtAnkara’dan gelen o korkunç haberden beri pek uyuyamıyorum. İşime gücüme odaklanamıyorum. Aklım pek yerinde değil, gözümün önünde ölümün kucağına bırakılmış o ışıl ışıl gençler.

Haliyle, pek okuyamıyorum da bu aralar. Onca vahşet varken, hangi kitap bize güzel şeyler hissettirebilir? Çocuklar ölürken, zihnimizde dolaşan ölüm ve korku düşüncelerni, hangi kitap bertaraf edebilir?

Bir yandan da hayat devam ediyor. İyi ki de! Bir kurtuluş yolu varsa, şüphesiz edebiyattan, ve daha geniş anlamda sanattan geçecek bu yol.

Buna çok inanıyorum.

Gündem böyleyken, bizim buradaki paylaşımlarımız ancak dünyevî küçük dertlerimizden ibaret olabilir. İşte bu yüzden bu haftanın yorumunu, okuma listemdeki bir öykü derlemesi ile yapmak istedim: Kadire Bozkurt’un “Küçük Dertler” kitabı.

Alakarga Yayınları’ndan Mayıs 2015’te çıkan “Küçük Dertler”, 18 öyküden oluşuyor. Kitap kısacık, 93 sayfa. Her bir öykü en fazla 3-4 sayfa. Eserin tamamı bir günde bitiriliyor.

Alakarga Yayınları’nı seviyorum. Özellikle öykü alanında olmak üzere, yeni ve/veya genç yazarlara fırsat tanıyan bir yayınevi. Türkiye’de öykü okurları oldukça az sayıda olmasına rağmen, Alakarga Yayınları istikrarlı bir şekilde öykücülere yer veriyor. Kadire Bozkurt da, çiçeği burnunda bir öykücü. “Küçük Dertler” yazarın ilk kitabı.

Bir söyleşide Kadire Bozkurt şunları paylaşıyor: “Hayat tuhaftır, başımıza bir şeyler gelir, bazı şeyler bazen yolunda gitmez. Yola devam edeni, ayağa kalkanı, hayata pabuç bırakmayan duruşu (…) seviyorum.” Gerçekten de “Küçük Dertler” sıradan insanların olağan acılarını konu alıyor. Kahramanların tümü, acıyı, ümitsizliği ve hayâl kırıklığını içlerine mühürlemiş bir şekilde karşımıza çıkıyor. Söze vurulmayan,  içselleştirdiğimiz ve hepimize dair olan acılarından bahsediyor Kadire Bozkurt. Bu açıdan okuru rahatsız eden bir yanı da var kitabın. Yazar, içimize sızmış, hepimizin (mahrem veya değil) küçük dertlerini beyaz sayfalara döküyor gibi. Üstelik yazarın kullandığı dil öyle yalın ve vurucu ki, metnin etkisi okurda devleşiyor.

Bazı öykülerde hiçbir şey olmuyor. Günün sıradan bir kesiti aktarılıyor. Ancak insanlık hallerine yoğunlaşan bu tanıklıklar yürekte bir ağırlık bırakır nitelikte. Bu açıdan değerlendirilince “Küçük Dertler”i, 2013 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülen Alice Munroe’nun “Nefret, Arkadaşlık, Flört, Aşk, Evlilik” başlıklı öykü derlemesini anımsattı. Biraz da Raymond Carver’in “Fil” adlı kitabından esintiler buldum.

Eserlerini ilk defa kitaplaştıran yazarlarda çoğunlukla tespit ettiğimiz metin karışıklıklarının Kadire Bozkurt’un öykülerinde de olduğunu söylemeden, bu kitap eleştirisi eksik kalır. Kadire Bozkurt diyalogları yazarken noktalama işareti kullanmıyor. Dolayısı ile aynı satırda, aralarında noktalama işareti neredeyse hiç olmadan, diyaloglar ve arka metin sıralanabiliyor. Öykülerdeki devinimi takip etmek biraz zor. Bir de üstelik Kadire Bozkurt karakter fazlalığını seviyor, ve bunların da çoğu zaman isimleri okura ya sunulmuyor, ya da metnin ortalarında bir yerde belirtiliyor. Haliyle, metni çözümlemek, takip etmek, tekrar tekrar geriye dönmeden anlamak bir hayli meşakatli bir işe dönüşüyor. Bu sebeplerden dolayı “Küçük Dertler”deki öykülerin çoğunda karışıklık ve karakter fazlalığı var diye düşünüyorum. Buna rağmen, okuduklarım bana keyif verdi.

Kapak tasarımı ile ilgili bir cümle…. Fotoğrafta gördüğünüz üzere harika bir kapak seçimi olmuş.

Kadire Bozkurt’u takip edin derim. Umarım bir sonraki kitaplarında daha duru ve lüzumsuz karakterlerden arındırılmış metinler sunmayı başarabilir.

Kitapla ilgili başka yorumlar okumak isterseniz aşağıdaki linklere göz at atabilirsiniz:

http://t24.com.tr/k24/kitap/kucuk-dertler,68

http://www.okuryazar.tv/kadire-bozkurt-kucuk-dertler/

http://www.arkakapak.com/genel/karakteri-hareket-ettiren-gorunmez-ipler-ve-yazarin-golgesi/

(“Küçük Dertler”, Kadire Bozkurt, Alakarga Yayıncılık, Mayıs 2015, 1. Basım)

17.03.2016

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestEmail this to someonePrint this page