Havlama - Lorrie Moore

Lorrie Moore Çağdaş Amerikan edebiyatının dikkat çekici yazarlarından biri olarak kabul ediliyor. “Havlama”, kitabın özgün adıyla “Bark”, 2016 yılının Ocak ayında Everest Yayınları tarafından basıldı.

Lorrie Moore’u ilk defa okuyorum. “Havlama”daki öyküler bana Alice Munroe’nun hikâyelerini anımsattı. Kadın cephesinden ikili ilişkilere odaklanan konular… Alice Munroe’yu çok sevmemiştim, Lorrie Moore’u da çok sevdiğimi söyleyemem. Ancak bu karşılaştırmayı yaparken haksızlık etmeyeyim. Alice Munroe’nun öykülerinde okurda “hiçbir şey olmuyor” hissi oluşurken, Lorrie Moore’un hikâyelerinde bir devinim var. Karakterler hikâye boyunca dönüşüm geçiriyorlar. Ayrıca, Alice Munroe’nun öykülerinde görmediğim mizahî bir ton, ve zaman zaman bir haşinlik görmek mümkün Lorrie Moore’un hikâyelerinde.  Amerikalı yazar, edebiyatçı olmak üzerine tam da şunları söylüyor:

Edebiyatçı olmayı kafaya koyduysanız, annenize ya da babanıza anlatamayacağınız şeyler yazın. Sanatçı yalnızlığı canavarca bir şeydir ama sanat tam olarak bu haşinlikten doğar. Cesaretten bahsetmiyorum; yazmak, cesaret denemeyecek türden nezaketsizlikleri barındırıyor.”

“Havlama”da 8 öykü var. Kitabın 200 sayfanın üzerinde olduğunu düşünürsek, bunlar oldukça uzun öyküler. “Kanatlar”, kitabın en uzun öyküsü, aynı zamanda en çok hoşuma giden öyküsü oldu. Gözden düşmüş bir müzik grubunda çalan iki sevgilinin, yaşlı, yalnız ve ölmek üzere olan bir adama komşu olmalarını ve genç kadınla yaşlı adamın arkadaşlığını konu alan bu öykü, dokunaklı ve gerçekçiydi. Kitabın son öyküsü “Beni Misafir Ettiğiniz İçin Teşekkür Ederim” de favorilerim arasında. Eski bir eşin, boşanmış olduğu karısının düğününde müzisyen olarak görev almasını konu alan öykü, kimi zaman absürt, kimi zaman komikti.

“Havlama”dan soğumamın asıl nedeni hatalarla dolu bir basım, ayrıca imlâ ve anlam bozuklukları içeren bir çeviri. Tercüme Cem Alpan’a ait. Gerçekten, kitabı elimden bırakmamak için olağanüstü bir çaba gösterdim. Birkaç örnek vereyim:

“Epey bir süre sonra zora iç çekerek Zora mutfağa döndü.” (s.37)(???)

“Bir anda kapı çarptı ve ağırdan alan gürültülü adımlarla Bruno, delikanlının bizzat kendisi mutfağa teşrif ettiler” (s.37)(???)

“Bruno, Ira ile Zora’nın arasına oturdu ve hep birlikte, küçük bir patlamış mısır konteynerini elden ele dolaştırdılar” (s.44) (konteyner?)

“Nihayet arabaya ulaştıklarında, Ira yine arka koltuğa sürüldü” (s.44)(sürüldü?)

“Daphne Kern müydü?” (s.70)(müydü?)

“Beni akşam yemeğine çağırmıştı ve vog’da pişirdiği yaz sebzelerini yiyerek takılmıştık” (s.70)(vog’da?).

““Sen George’ların biyografi yazarısın demek,” dedi Linda lakayt bir tavırla başının sallayıp.”(s.97)(lakayt? başının?)

““Bu Linda,” dedi Bake. “O bir kötücül lobici.” (s.97)(kötücül lobici?)

“Hani biraz zorlasalar hâlâ otuzlarında sayılardı” (s.110)(sayılardı?)

“İstediğini etkiyi elde etti” (s.110)(istediğini?)

“KC’yi şaşırdı, zira adamın bu samimi girişimi yüzüyle çelişiyordu” (s.122)(KC’yi?)

“Saçlarını arkaya atıp beline kadar kavisle sarkıttı.” (s.125)(kavisle sarkıttı?)

“Demek istediğim onunla azıcık vakit geçirsen, onu mutlu etsen, bunun sonunca bakarsın, şey…bakarsın bir nebze daha mutlu oluruz.” (s.129)(bunun sonunca bakarsın?)

“KC’nin elindeki muffin bitmiş, diğerlerine süzmekteydi.” (s.137)(diğerlerine?)

“Bir centilmen görünümü vardı, ama kadınların ilgisine alışkın olanından, üstüne sinmiş yaşlı adamlara has idrar kokusu rağmen.” (s.141)(idrar kokusu rağmen?)

“Sahip olduğu dulluğa ilaven yeni bir tür dulluk halini alacaktı bu” (s.164)(ilaven?)

“Derken analığa has bir baş dönmesi sarmaladı onu, oda etrafında döndü ve oğlunun kolundaki kesik yaraları an an oradaki ince çizgilerle Pete’in ismini telafuz eder gibi olmuştu, babaların kaybı bir ten cebri halinde ilkelce kazınmıştı.”(s.165)(???)

Kitapta daha birçok hata bulmak mümkün. Ben sadece birkaçını yazdım.

Sorunu sadece çevirmende bulmak doğru olmaz elbette. Görevi son gözden geçirmeleri yapmak olan yayınevi editörünün de bu vahim hatalar gözünden kaçmış. Everest Yayınlarından beklemediğim kalitede bir iş çıkmış ortaya.

Lorrie Moore’un Türkçeye kazandırılan bu kitabının tercüme ve basım hatalarına kurban gittiğini düşünüyorum. Farklı bir çevirmen olması şartıyla, yazarı yeniden keşfetmeyi denemek isterim.

Kitapla ilgili bir bölüm okumak isterseniz:

http://www.okuryazar.tv/havlama-lorrie-moore/

“Havlama”, Lorrie Moore (Everest Yayınları, Ocak 2016, 1. Basım)

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestEmail this to someonePrint this page