Gırnatacı- Ercüment Cengiz

Gırnatacı Osman, 1893 yılında Kıta-yı Amerika’da açılan “Chicago Kristof Kolomb Umumi Sergisi”’ne gönderilecek olan Türk saz heyetinin başı olarak tayin edilir. Başkahramanımız, yaşlı annesini ve sevdalısını İstanbul’da bırakarak 6 ay sürecek bu sergide Abdülhamit’in emriyle getirildiği görevi yapmak üzere yola koyulur. Kendisiyle birlikte Tokmakçı Fevzi ve Zurnacı Mahmut da görevlendirilmiştir. Roman, üç arkadaşın, Osmanlı’dan çok farklı olan bir toplumla karşılaşmasını konu alıyor.

Ercüment Cengiz eserde paralel iki hikâye kurgulamış. Biri, Gırnatacı Osman’ın, geride bıraktığı İstanbul’daki can dostu Kevork ile, birlikte sevdalandıkları Ermeni kız ekseninde değişen arkadaşlıklarını konu alıyor. Diğer hikâye ise, Barkev’in, 2015 olaylarından dolayı Türklere büyük bir kin duyarak Chicago’da yürüttüğü ermeni lobisindeki faaliyetlerini, ve roman ilerledikçe bakış açısındaki değişimi anlatıyor. Ve elbette, tarihin farklı zamanlarına ait bu iki hikâye, sonunda birleşiyor.

Ercüment Cengiz, “Gırnatacı” romanıyla 2012 yılında Everest Yayınlarının “İlk Roman” ödülüne layık görülmüş. Anlaşılacağı üzere, yazarın bu ilk romanı. Sonrasında “Çellocu” adlı bir roman daha yazdı.

“Gırnatacı”’yı okurken yer yer sıkıldım. Bazı bölümler gereksiz yere uzun. Bir de kullanılan dil, eski Türkçe olunca, kitap bir zaman kaybı gibi geliyor.

Fikir vermesi için kitaptan bir paragraf paylaşıyorum:

Amerika kıtasının keşfinin 400. yıldönümü için, kâşifinin anısına ithaf edilen Chicago şehrinde düzenlenen “Colomb Sergisi”, 19. asrın en pahalı ve en görkemli sergisi olmuştu. 35 milyon dolar harcanan sergi, 1 Mayıs 1893 tarihinde Başkan Grover Cleveland’ın kısa konuşmasıyla açılmıştı. Başkan, önündeki fildişi butona bastığında, sergi alanı kuvvetli bir top sesiyle inlemişti. Peşinden, bütün makineler aynı anda büyük bir gürültüyle çalışmaya başlamış, Mişigan Gölü’nden açılan kanallardan suyunu alan havuzlardan yükselen rengârenk fıskiyeler ve Kahire Caddesi’ndeki “Ferris Tekerleği” aynı anda dönmeye başlamıştı. Dünyanın dört bucağından gelen ziyaretçilerin çığlıkları, atların kişnemeleri, develerin höngürtüleri, makinelerin koca gürültüleriyle mahşer yerine dönmüştü bir anda ortalık. Tamamı tamamına 27.5 milyon kişinin, türlü türlü milletten ziyaretçinin, türlü türlü hallerine şahitlik eden sergi altıncı ayını doldurmuştu.” (s. 180)

Yazarın kullandığı dile ve kurgunun ağır temposuna kitabın ortalarına kadar katlanabilirseniz, sonrası çok daha sürükleyici ilerliyor. Hatta romanın sürprizli, güzel bir sonu var.

Ağdalı cümlelerden, tarihi romanlardan, müzik bilgisinden, eski tarz aşklardan hoşlananlar için nostaljik hisleri kabartacak bir eser “Gırnatacı”.  Benim için biraz sıkıcı bir okuma oldu.

Kitapla ilgili aşağıdaki yorumlara da göz atmak isteyebilirsiniz:

 http://www.okuryazar.tv/ercument-cengiz-girnataci/

http://yusufcopur.blogspot.com.tr/2012/11/bir-kardeslik-romani-girnataci.html

 “Gırnatacı” – Ercüment Cengiz (Everest Yayınları, 5. Basım, Haziran 2015)