Geceyi Atlatabilmek - Bora AşıkEverest İlk Roman Yarışması Ödülü’nü kazanmış eserleri tesadüfen peş peşe okumuş oldum. Bir önceki okumam, Ercüment Cengiz’in “Gırnatacı”sıydı. Bu seferki, 2015’te bu ödüle layık görülmüş Bora Aşık’ın “Geceyi Atlatabilmek” romanı oldu.

Kahramanımız, takma adı “Saki” olan, sokaklarda yaşayan 29 yaşındaki bir adam. Metruk ve sahipsiz evlerde gecelerini geçiriyor, gündüzleri ise restoranların masalarında bırakılan yemek artıklarından besleniyor. Ciddi bir uyumsuz, topluma ayak uyduramamış, insanlardan kaçmayı yeğleyen bir karakter. Kendini hiçbir yere, fakat her yere ait hissediyor:

İnsanın her daim gidecek bir yerleri vardır. Ama gittiği her yere ait hissedebilir mi? Asıl sorun buydu işte.” (s.58)

Yalnız kalmayı ilke edinmişken, tıpkı kendi gibi sokaklarda amaçsızca dolaşan, adını “Okyanus” koyduğu, saçlarının ucu mavi renkli, garip bir kız ve, her şeyi paylaşmayı bir saplantı haline getirdiği için evindeki tüm eşyalardan ikişer tane bulunduran “Ruttuk” ile tanışıyor. Roman, bilinçli bir şekilde kendilerini toplumun kurallarından ayrıştırmış bu üç garip insanın karşılaşmaları ve birbirlerine bağlanmaları ekseninde geçiyor. Ancak başkahramanın sokaklarda amaçsızca dolaşmasının bir başka nedeni vardır. O bir katildir ve “rozetliler”den köşe bucak kaçmaktadır:

Kendi dünyama çekilmiyor, adetâ itiliyordum.

Ne annem vardı, ne babam, ne de aynı rahmi paylaştığımız herhangi bir kardeşim. Tanrı’nın istenmeyen piçiydim. Kimseyle herhangi bir bağım yoktu.

Evet, ben bir katilim ve suçumun cezasını henüz çekmeye hazır değilim.” (s.20)

Çağdaş Türk edebiyatında evsizleri konu alan çok fazla eser okumadım. Bu sebeple “Geceyi Atlatabilmek”’in konusunu özgün buldum. Dili yalın, okuru yormuyor. Kitabın başında, başkahramanın işlediği ancak detaylarının verilmediği bir cinayetten bahsedildiği için, sonuna kadar büyük bir heyecanla olayın çözümlenmesini bekliyoruz. Nihayetinde sis perdesi kalkıyor ve yazar, onca garipliğin içinden “mantıklı” bir çözümleme ile hikâyeyi sonlandırıyor.

104 sayfalık, kısacık bir roman. Hatta novella bile denebilir bence. Kolay okunuyor ve sürükleyici kurgusu okurda heyecan uyandırıyor. Cemil Kavukçu, sihirli değneğini dokundurarak kitabın editörlüğünü üstlenmiş. Kitabın kapağını, Güzel Sanatlar Resim Fakültesinden mezun olan, yazarın kendisi tasarlamış.

Bora Aşık’ın yeni bir eserinin çıkmasını merakla bekliyor olacağım.

Kitapla ilgili aşağıdaki yorumlara da göz atmak isteyebilirsiniz:

http://www.sabah.com.tr/kitap/2015/11/06/geceyi-atlatabilmek

http://vatankitap.gazetevatan.com/haber/antikahramanlarin_isimsiz_dunyasi/5/24352

“Geceyi Atlatabilmek” – Bora Aşık (Everest Yayınları, 1. Basım, Kasım 2015)