Bülbülü Öldürmek - Harper Lee
Birkaç kısa hikâyeden sonra tek bir roman yazıyorsunuz, ve bu roman, dünya edebiyatının en etkili eserlerinden biri oluyor. Üstelik “Pulitzer Ödülü”’ne layık görülüyor. İşte bu, Amerikalı yazar Harper Lee’nin hikâyesi (gerçek ismi ile Nelle Lee).

Roman, Amerika’nın güneyinde 60’lı yıllarda yaşanan ırkçılığı, bir kız çocuğunun dolaysız ve duygulu bakış açısıyla anlatıyor. Bu klasik romanı edebi özellikleri açısından burada değerlendirmek gibi bir yanlışa düşmeyeceğim ama okumadıysanız, “okuyun, hem de mutlaka” demek için yazıyorum. “Bülbülü Öldürmek” geçtiğimiz yıl Ülker İnce çevirisiyle Türkçe’de Sel Yayıncılık tarafından tekrar yanınlandı ve tercümesi son derece başarılı.

Romanın sayfalarını çevirirken, içinizde yaratılan dürüstlük, adalet ve eşitlikçilik duyguları o denli kuvvetleniyor ki kendinizi hemen “iyi” ve “kötü” ayrımı içinde buluyorsunuz. En güzel hikâyeler, bu duyguların içinde hapsolmuş karakterleri işleyen hikâyelerdir. Elbette, okur hemen taraf olmaya davet ediliyor.

Öykü ve/veya roman yazanlar için ayrıca önem taşıyan bir kurgu “Bülbülü Öldürmek”, zira Harper Lee, küçük bir kızın toplumsal olaylara bakış açısını, o yaştaki bir çocuğun kullanacağı dil ve zekâ ile ustaca yansıtabilmiş. Bunu, “Çavdar Tarlasında Çocuklar”’da J.D. Salinger de çok usta bir şekilde başarabilmişti. Yazı ile uğraşanlar bilir, erişkinseniz çocuk diliyle yazmak, veya kentliyseniz taşralı bir kahramanın ağzından yazmak, veya erkekseniz kadın gibi yazmak (veya tam tersi), dünyanın en zor işlerinden biridir. İnandırıcılıkta genelde çuvallarsınız, ortaya çoğunlukla samimiyetten yoksun bir hikâye çıkar. “Bülbülü Öldürmek” bir yazarın bu konuda karşılaşabileceği tüm sorunsalları çok basit ve akıcı bir şekilde çözümlemiş etkileyici bir örnek.

Yazarın yaşamı da bence aynı kitap gibi, olağanın oldukça dışında. Harper Lee yarım asır boyunca tüm söyleşi taleplerini reddetmiş, münzevi bir hayat yaşamış bir yazar. Harper Lee 88 yaşında ve hala Monroeville’de, “Bülbülü Öldürmek” romanını ithaf ettiği kızkardeşi Alice ile yaşıyor.

Bir dostu, neden başka kitap yazmadığını sorduğunda, “Söylemek istediğimi zaten söylemiştim, bir kere daha asla söylemeyecektim” der.  Belki de söylemek istediğinizi bu denli güzel aktarabilmişken, kendinizi tekrar etmenin de bir gereği kalmıyordur.

Henüz görmemiş olanlar için, romanın aynı isimli harika bir filmi var. Yapıt, başroldeki Gregory Peck’e 1961 yılında, yani romanın Pulitzer Ödülü kazanmasından 1 yıl sonra, bir Oscar kazandırdı.

Geçtiğimiz yıl, Chicago Tribunes’den gazeteci Marja Mills, komşuları Alice ve Harper Lee hakkında “Komşu Evdeki Bülbül: Harper Lee ile Yaşam” (“The Mockinbird Next Door: Life with Harper Lee”) adlı anı kitabını yayınladı. Kitap henüz Türkçe’ye çevrilmedi. Bu kitap Harper Lee’nin yaşamı ve düşünceleri hakkında yayınlanmış tek eser. Gazeteci Mills, Nelle ve Alice Lee hakkındaki anılarında şu ilginç tespitlere yer veriyor (Aşağıdaki bölüm, Başak Bingöl’ün “Harper Lee ile Yaşamak” yazısından alıntıdır – http://kitapzamani.zaman.com.tr/kapak/harper-lee-ile-yasamak_550010):

* Nelle en çok kendisi gibi güneyli bir yazar olan William Faulkner’ı, Eudora Welty’yi, Jane Austen’ı ve Thomas Macaulay’i okur.

* On yıl öncesine kadar elektronik bir daktilosu yoktur ve uzakta olduğunda kız kardeşiyle telgrafla, nadiren telefonla iletişim kurar.

* Hayır kurumlarına son derece cömert bağışlarda bulunan yazar bunu hep gizlice yapar. Kendisi New York’taki küçük dairesi ve kız kardeşiyle paylaştığı Monroeville’deki evi arasında mütevazı bir hayatı yeğler. Küçük restoranlarda karnını doyurmayı sever. On yıllarca New York’tan Monroeville’e trenle gidip gelir. Kahve içmeye McDonald’s’a, salata yemeye Burger King’e gider, çamaşırlarınıysa Excel Laundramat’a çeyreklik atarak yıkar.

* İki kardeşin evinde televizyon yoktur ama futbol maçlarını izlemeye komşularına gitmeyi de ihmal etmezler. Tek katlı kiremit evleri pek çok arkadaşlarının evinden küçüktür, yeni mobilyalar ilgilerini çekmez.

* Bülbülü Öldürmek’i Nelle adıyla çıkarmamasının nedeni Nelle Lee’nin Nellie şeklinde okunabileceği endişesidir, bunu istemediğini ısrarla belirtir. Üstelik Harper Lee’nin kadın mı erkek mi olduğunun hemen anlaşılmaması da bu kararda etkilidir.

* Alice ve Nelle kardeşler birlikte fotoğraflarının çekilmesini istemez. Uzakta yaşayan diğer kız kardeşleri Lousie’nin kendini kötü hissedebileceğinden endişe ederler.

* Lee, Truman Capote hakkındaki ve kendi karakterinin de genişçe işlendiği iki filmi, Capote ve Gerçeğin Peşinde’yi (Infamous) önce tedirginlikle izlemiş olsa da genel olarak çok sever.

* Yıllarca mavi bir Buick kullanır.

* Düzenli olarak kazları ve ördekleri beslemeye, balık tutmaya gider.

* Eğer bir gün otobiyografisini yazarsa adını “Where My Possessions Lie” (Eşyalarımın Olduğu Yer) koyacaktı. Bunu şakayla karışık söylemiştir.

Kitap hakkında bir de şu bilgilere göz atın:

http://kitap.radikal.com.tr/makale/haber/bir-kadinin-yazdigi-en-etkili-roman-401888

http://www.benyazarsamolur.com/bulbulu-oldurmek-harper-lee/

“Bülbülü Öldürmek” – Harper Lee (Sel Yayınları, 1. Baskı, Eylül 2014)

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestEmail this to someonePrint this page