Beşinci Köşe - Gamze Güller

Gamze Güller “Beşinci Köşe” adlı kitabıyla 2013 Orhan Kemal Öykü Ödülü’ne layık görülmüş.

Kitapta 8 öykü var.

Gamze Güller öykülerinde hayata uyum sağlayamayan karakterleri seçiyor. Bunlar çoğunlukla tutunamayan kadınlar. Yazarın özgeçmişine baktığımda Özgür Pencere Edebiyat Derneği Kadın Öyküleri yarışmasında ödüle layık görüldüğünü okuyorum. Sibel K. Türker’in romanlarında olduğu gibi, kadınların iç sesi oluyor Gamze Güller. “Feminist yazar” ifadesinden hiç hoşlanmıyor Sibel K. Türker, ama işte Güller’i okuyunca öyle bir his veriyor. Bu sebeple iki yazarı birbirine çok benzettim “Beşinci Köşe”yi okurken.

İlişkileri sallantıda olan bir çiftin avlanma üzerine yaptıkları metaforik bir konuşmayı konu alan “Bal Kemiği” kitabın ilk öyküsü. “Gerçek Hayattan Fotoğraflar” kitabın ikinci öyküsü. Diğerlerine kıyasla kitapta en sevdiğim hikâye. Başkahraman, ve üniversiteden tanıştıklarını söyleyen bir adamın karşılaşmasını konu alıyor “Gerçek Hayattan Fotoğraflar”. Bu karşılaşma sayesinde başkahramın hayatı nihayet bir düzene girebilecekken (neden olduğunu öyküde ilerledikçe anlıyoruz), kendi “kurtuluş”una teğet geçmesini usataca bir kurgıyla anlatmış Gamze Güller. Fransız yazar Guy de Maupassant’ın öykülerini anımsatan sonu bence müthiş. Üçüncü öykü, kitaba ismini veren “Beşinci Köşe”. Bu hikâye de en beğendiklerim arasında. Dokuz katlı bir apartmanın asansöründeki bir kadının, sevgilisi olduğunu tahmin ettiğimiz yanındaki erkek hakkındaki düşüncelerine tanık ediyor bizi yazar. Asansör katlardan teker teker inerken, kadının bir nevi sırdaşı oluyor okur:

Küçükken, oturduğumuz apartmanın asansöründe köşe kapmaca oynardık ve olur olmaz asansörde kalırdık. Asansörler garip bir şekilde bu oyunu hatırlatır bana. Çocukların çoğu, alan çok dar olduğu için köşelerini değiştirmeye yanaşmazlardı kolay kolay. Kaptırmaktan korkarlardı. Ben her nedense ataktım bu konuda. Pervasızca terk ediverirdim köşemi. Ama sonuçta hep ortada kalırdım. Şimdi de öyle. Ben hayattaki beşinci köşeyim. Herkes tuttuğu köşelere sıkı sıkı sarılmışken ben sürekli elimdekileri bırakıp ortaya atıyorum kendimi.”(Kitaba adını veren “Beşinci Köşe” adlı öyküden, s.32)

Kitabın dördüncü öyküsü “İyi Bir Adam”da, bir zamanlar varsıl olan eski bir solcu çıkıyor karşımıza. İş bulma kurumu olduğunu tahmin ettiğimiz bir yerde sıra beklerken, hayat muhasebesine ve kendini temize çekmesine tanık oluyoruz. “Kirazların Açtığı Gün”, on gündür temizliğe gelmeyen yardımcısını aramak için şehrin hiç tanımadığı yoksul bir mahallesine giden ve orada kaybolan bir kadının hikâyesi. “Son Durak”, aldatılmış bir kadının, yaşadığı şehirden uzaklaşmak için bindiği otobüste, yanındaki teyze ile istemsiz ve metaforik konuşmasına değiniyor Gamze Güller. “Zeliş’in Rüyası” kitabın yine başarılı öykülerinden biri: Kocası tarafından şiddet gören temizlikçi bir kadının rüyasında kendini sorgulaması ve başka hayatlara öykünmesinin hikâyesi. “Kartpostallar”da, öfkelerinden halâ kurtulamamış yeni boşanmış bir çiftin son akşam yemeklerine konuk oluyoruz. Ve elbette yine, kadının iç sesine ortak oluyor okur. Son öykü “Tuzak”. Yaratıcılığı bir süredir tıkanmış olan bir yazarın geçirdiği trafik kazası anını ve takip eden dakikaları konu alan ilginç bir öykü.

Daha önce Dedalus yayınlarından basılmış bir kitap okuduğumu anımsamıyorum ancak “Beşinci Köşe”nin kapağı, iç tasarımı ve temiz baskısı dikkatimi çekti. İçinde herhangi bir imla veya baskı hatasına rastlamadığımdan, titiz bir editör tarafından gözden geçirildiğini anlıyorum. Kitabın künyesinde, muhtemelen Dedalus yayınlarından çıkan her kitapta olduğu gibi, şöyle bir cümle var:

Bugün Kanunî Sultan Süleyman ve Ralph Waldo Emerson doğdu…

Hangisi daha önce doğdu, bilmiyoruz…

Dünya böyle bir yer”.

Hoş.

18.05.2016

Kitapla ilgili daha fazla bilgi edinmek isterseniz, aşağıdaki linklere bakabilirsiniz:

http://umutluihtiyar.blogspot.com.tr/2015/11/besinci-kose-gamze-guller.html

“Beşinci Köşe”, Gamze Güller (Dedalus Yayınları, Nisan 2014, 2. Basım)

 *          *          *