Bay Jules İle Bir Gün - Diane BroeckhovenKolektif yayınlarından çıkan az kitap elime geçti. Ama hepsini gerçekten tek solukta okudum. “Bay Jules ile Bir Gün” Diane Broeckhoven’in 2001 yılında yazdığı, 2014 yılında türkçeleştirilen, Kolektif Kitap’tan yayınlanan uzun öyküsü. Birkaç saatte okuyacağınız 78 sayfalık novellayı özellikle yazı teknikleri ile ilgilenen edebiyatseverlere öneriyorum.

Konu olarak kulağa pek de sevimli gelmese de, sürükleyici bir kurgusu var kitabın. Alice ve Jules, yalnız yaşayan yaşlı bir çifttir. Günün birinde Alice her zamanki gibi kocasının yaptığı kahve kokusuna uyanır ve Jules’ün koltuğunda ölü olduğunu fark eder. Alice’in onca senesini paylaştığı kocası ile, onu ailenin diğer fertlerine ve resmi makamlara teslim etmeden biraz daha zaman geçirme isteği etrafında örülmüş hikâye:

“Neden yatakta ölmedin?” diye sordu Jules’e. “Öyle olsaydı yorganın altında birlikte şekerleme yapardık”” (s.35).

 “Asıl istediği uzanıp yatmak, başını kocasının mermer kucağına koyup gözlerini kapatmak ve her şeyi unutmaktı” (s.36).

Alice ve Jules, “iyi ve kötüyü” paylaşmış bir çifttir. Jules’ün ölümünün Alice’te yarattığı duygular, biraz mutlu, biraz mutsuz yaşlanan kadınların duygularıdır. Bir yandan Jules’e bağlılığı göz yaşartacak kadar gerçekken, diğer yandan ata erkil bir ailenin reisine olan bağımlılığı ve nefreti de o kadar gerçek. Aslında tüm hikâye, Alice’in nihayet Jules ile hesaplaşması ile ilgili.

Jules’ün bedeni ile geçirdiği tek bir günü anlatıyor Diane Broeckhoven. Bu tek gün içinde, Alice’in hayatına hiçbir şey yokmuş gibi devam etme çabası, hem kocasına karşı nihayet kazanılmış bir zafer, hem de hiçbir zaman yalnız kalmamış bir kadının acınası hâli gibi görünüyor okura. Tüm bu hesaplaşma ortamının içinde, acıma ve yadırgama hislerini ustaca yaratabilmiş yazar.

“Şerefe Jules,” dedi kadehini ona doğru kaldırarak. “Atlattığımız badirelere içiyorum”.” (s.39).

Tüm bu olağanüstü gün bir de alt komşunun otistik çocuğunu, beklenmedik bir sebepten dolayı Alice ve henüz öldüğünü bilmediği Jules’e bırakması ile çok daha heyecanlı bir hâl alıyor. Günün büyük bir kısmını Alice, otistik bir çocuk ve çocuğun dediği gibi “Bay Jules’ün dış kısmı” ile birlikte, şaşılacak bir empati ve uyum içinde geçiriyor. Başkahramanın kocası ile hesaplaşması devam ettikçe, Alice’in aslında hikâyenin ilk sayfalarında göründüğü kadar âciz ve hayatla mücadelede beceriksiz kalmış bir ev kadını olmadığını anlıyoruz.

Virginia Woolf’un kullandığı bilinç akışı tekniğini “Bay Jules ile Bir Gün”de görmek mümkün. Yazar, karakterin düşünme eylemini olduğu gibi aktarmaya çalışan bu tekniği bu uzun öyküsünde kullanmış. İç diyaloglar elbette oldukça fazla ve karakterin psikolojik çalkantıları özellikle vurgulanmış. Bilinç akışı tekniği genelde okumayı zorlaştıran bir yazın tekniğidir ancak “Bay Jules ile Bir Gün”, sıkıcı olabilecek bu tekniği özgün bir kurgu ile son derece heyecanlı bir şekle dönüştüren güzel bir eser olmuş.

Kesinlikle tavsiye edeceğim bir mini kitap.

Kitapla ilgili farklı yorumlar okumak isterseniz:

http://www.sabitfikir.com/elestiri/oluden-geriye-kalan-uzunca-bir-gun

http://www.benyazarsamolur.com/bay-jules-ile-bir-gun-diane-broeckhoven/

 “Bay Jules ile Bir Gün”, Diane Broeckhoven (Kolektif Kitap, 1. Baskı, Haziran 2014)

4 Ekim 2016