Babamın Tanrı Olduğunu Sandım - Paul AusterBen bir Paul Auster hayranıyım.

Okumadığım kitabı yok.

Auster yazarken, sanki hepimize dair olan şeyleri şaşılacak bir evrensellik ve yalınlıkla sayfalara döküyor. Her ne kadar Amerikan edebiyatından çok haz almasam da, Paul Auster’in kazandığı beğeni kendi ülkesinin sınırlarını kat be kat aşmış durumda. Hatta neredeyse her sene, Nobel Edebiyat Ödülü’ne aday gösteriliyor.

Bir de, Paul Auster’i, RTE ile atışmasından dolayı bir başka severim.

Bu da ayrı bir konu.

“Babamın Tanrı Olduğunu Sandım” bir öykü derlemesi. Paul Auster’in editörlüğünü yaptığı ve çoğu edebiyat dünyası ile hiç alâkası olmayan Amerikalı vatandaşların yazdıkları gerçek hikâyelerden oluşuyor. Paul Auster öyküleri sihirli değneyi ile düzeltmiş. Kitabın her satırında ustanın kalem izleri seziliyor.

Tümü gerçek olaylara dayalı olan bu hikâyeleri önce Paul Auster radyoda okumaya başlamış. Kitap, proje başladıktan on yıl kadar sonra, radyoda seslendirilen öykülerin bir derlemesi olarak yayınlanmış.

Her ne kadar 600 sayfalık bir tuğla olsa da, hiç sıkılmadan okunuyor “Babamın Tanrı Olduğunu Sandım”.

Her öyküde neden popüler bir Türk yazarın böyle bir işe girişmediğini kendi kendime sordum. Fena mı olurdu Orhan Pamuk, bizim gibi ölümlü yazarcıkların elinden tutup, ulusal çapta yazma eylemini (sanatı, yaratıcılığı) teşvik etseydi? Veya Elif Şafak neden böyle bir öncülük etmiyor? Zorunluluk elbette yok, ama her geçen gün kitap okuyan sayısının azaldığı bu ülkede, çok tanınmış-çok okunan yazarların da toplumsal bir sorumlulukları yok mu?

Bence var.

Bu soruları kendime sorarken, sevindirici haber birkaç iyi edebiyatçıdan ve edebiyatseverden geldi. Tabi onların Nobel ödülleri veya American Express’li bilbortları (bilboard’ları) yoktu, ama tüm ülkeyi kucaklayacak bir yürekleri ve bir edebiyat vizyonları vardı.

Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Vakfı, Açık Radyo’nun işbirliği ile, “Hayat-ı Hakikiye Hikayeleri” projesini başlattı. Birkaç ay zarfında, 400’ü aşkın hikâye Türkiye’nin her yerinden Vakfa iletildi. Seçici Kurul’da Murat Gülsoy gibi değerli edebiyatçıların yanı sıra, Açık Radyo’nun kurucusu Ömer Madra gibi isimler de var. Türkiye’nin yazın haritasını, ve edebiyat penceresinden kolektif tarihini bir araya getirmeyi amaçlayan bu projeyi yürekten destekliyorum.

Seçilen öyküler 2015’in son aylarında Açık Radyo’da okunacak. Daha sonra, mümkün olduğu ölçüde, kitaplaştırılacak.

Projenin detaylarını buradan okuyabilirsiniz: http://www.turkiyehikayelerinianlatiyor.com

 “Babam’ın Tanrı Olduğunu Sandım” – Paul Auster (Can Yayınları, 1. Basım, Ocak 2015)

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on PinterestEmail this to someonePrint this page